Sep 17, 2018 tarihinde, Sağlık kategorisinde yayımlandı

Yapılan bir araştırmaya göre beslenmelerinde çok zeytinyağı kullananlar, kansere yol açan hücre hasarlarını engelleyebilmekteler.

Avrupa ülkelerinde yaşayan 182 kişi üzerinde yapılan araştırmada bilim adamları, kanser gelişimine yol açan, hücre genetik maddelerinin oksidatif hasarını azaltabildiğine dair sonuçlara ulaştılar. Araştırmacılar bunun, kansere yakalanma sıklığının neden Kuzey Avrupa’da, Güney Avrupa’ya göre daha yüksek olduğunu açıklayabildiğini söylüyorlar. Araştırma ekibinin bir üyesi olan Kopenhag Üniversitesi Hastanesi’nden Dr. Henrik E. Poulsen, buna ek olarak bulguların, et ve tereyağı gibi gıdalardan alınan doymuş yağlar yerine bitkisel yağların, özellikle de zeytinyağının alınması gereğini gösterdiğini söylüyor.

Dr. Poulsen ve arkadaşları bulgularını Amerikan Deneysel Biyoloji Dernekleri Federasyonu’nun yayını olan FASEB Journal’da duyurdular.

Araştırma, beş değişik Avrupa ülkesinde ve yaşları 20 ile 60 arasında olan sağlıklı erkekler üzerinde yapıldı. İki hafta boyunca denekler günde çeyrek bardak zeytinyağı içtiler. Araştırmanın sonunda bu kişilerde bulunan “8oxodG” adı verilen maddede %13 oranında düşüş gözlendi. 8oxodG, hücre DNA’sındaki oksidatif hasarı gösteren bir maddedir. Bu hasar reaktif oksijen türleri denilen metabolizma yan ürünleri, vücudun antioksidan savunmasını yıktığında meydana gelmektedir.

Zeytinyağı, “fenol” adı verilen ve güçlü antioksidanlar olduklarına inanılan maddeler içermektedir. Ancak Poulsen’in ekibine göre DNA’da meydana gelen oksidatif hasarı azaltan, fenoller değil. Çünkü araştırmada denekler değişik seviyelerde antioksidan fenoller içeren üç farklı zeytinyağı kullanmışlardı ve oksidatif hasar, fenol seviyesinden bağımsız olarak hepsinde düşüş göstermişti. Araştırmacılar bu nedenle etkiyi, zeytinyağının içindeki doymamış yağların sağladığına inanmaktalar.

Araştırma ekibinin bulguları, Akdeniz ülkelerinde meme, bağırsak, rahim ve prostat kanseri gibi bazı kanser türlerine Kuzey Avrupa ülkelerine göre neden daha az rastlandığına bir açıklama getirmektedir.

Ayrıca araştırmanın başında, Kuzey Avrupalı deneklerde Güneydekilere göre daha yüksek “8oxodG” bulunmaktaydı. Poulsen ve ekibine göre bu, zeytinyağı açısından zengin “Akdeniz diyeti”nin beklenen bir sonucu olduğundan, tutarlı bir durumdu. Ancak Poulsen, Akdeniz diyetinin sadece zeytinyağından ibaret olmadığını, meyveler, sebzeler, tam tahıllar ve balık açısından da zengin olduğunu ekliyor ve “Zeytinyağı, kalori kontrolü ve düzenli egzersizin yerini almamalıdır.” diyor.

Kategoriler